Toroslar İlçesi: Mersin'in Yaylaları ve Tarihi Kaleleri
Görsel: Nedim Ardoğa / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Mersin'in Toroslar ilçesi, Yumuktepe Höyüğü'nden Ortaçağ kalelerine uzanan zengin tarihi ve yaylalarıyla keşfedilmeyi bekliyor.
Mersin'in merkez ilçelerinden Toroslar, 2008 yılında kurulan teşkilatıyla genç bir ilçe olmasına rağmen topraklarında binlerce yıllık bir geçmişi barındırıyor. 2018 yılı sonu itibarıyla 296.582 kişilik nüfusuyla kalabalık bir yerleşim olan ilçe, kent merkezine yakın konumu ve yaylalarıyla dikkat çekiyor. Arkeolojiden Ortaçağ mimarisine uzanan zengin bir kültürel mirasa ev sahipliği yapan Toroslar, hem tarih meraklıları hem de doğa severler için farklı rotalar sunuyor.
Yumuktepe Höyüğü: Kesintisiz Yerleşimin İzleri
Toroslar'ın en önemli arkeolojik değeri, kent merkezinin yaklaşık 1 kilometre kuzeyindeki Demirtaş Mahallesi'nde yer alan Yumuktepe Höyüğü'dür. Neolitik dönemden günümüze kadar kesintisiz yerleşim görmüş olmasıyla arkeoloji dünyasında ayrı bir öneme sahiptir. 1936 yılında John Garstang ve ekibinin höyüğün batı bölümünde, derenin tahrip ettiği kesitlerde Neolitik aletler bulmasıyla kazı çalışmaları başlamış; 1939'da ara verilen kazılar 1946-1947 yıllarında tamamlanmıştır.
Höyük, zaman içinde çeşitli tahribatlara uğramıştır. Teraslar açılarak yapılan ağaçlandırma çalışmaları, kazı alanlarını ve tabakaları yok etmiş; dere kenarına ve Soğuksu kaynağına açılan derin su sondajları ile höyüğün üzerine depo yapımı kalıntılara zarar vermiştir. 1968'deki sel felaketinde Müftü Deresi'nin taşkını, su sondajlarını ve höyüğün batı bölümünü alıp götürmüştür. Daha sonra höyük üzeri düzeltilerek 1,5-2 metrelik İslami dönem tabakası yok edilmiş ve buraya park ile gazino inşa edilmiştir.
45 yıl aradan sonra 1993 yılında Kültür Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Veli Sevin başkanlığında yeniden başlatılan kazılara Roma Üniversitesi'nden Dr. Isabella Caneva da katılmıştır. Garstang'ın tespit ettiği 33 tabakanın gerçekte iki katı olabileceği anlaşılmıştır. Prehistorik yerleşmeleriyle tanınan höyüğün, Ortaçağ'da en az üç yapı katı halinde surlarla güçlendirilmiş önemli bir merkez olduğu ortaya çıkmıştır. Arkeobotanik analizler, zeytinin ana vatanının bu bölge olduğu ve üzümün daha geç dönemde geldiği gibi ilginç bulgular vermiştir. Kazı buluntuları Mersin Müzesi'nde sergilenmektedir.
Gözne Yaylası ve Çevresindeki Kaleler
Toroslar'ın yaylaları, tarihi kalelerle iç içe geçmiş bir coğrafya sunar. Mersin'in yaklaşık 29 kilometre kuzeyindeki Gözne Yaylası'ndan 500 metrelik stabilize bir yolla ulaşılan Gözne Kalesi, 1085 metre yükseklikte sarp kayalıklar üzerinde yer alan iki yapıdan oluşur. Doğudaki yapı dört burçlu ve dikdörtgen formludur; giriş batıdaki tek kapıdandır. Batıdaki yapı ise altıgen formlu kule tipindedir ve üstünde 15 sundurma bulunur. Ortaçağ dönemine tarihlenen kale, sivri kemerli tonoz tekniğiyle inşa edilmiştir.
Gözne yaylasının 5 kilometre kuzeyinde, Ayvagediği yaylasına girmeden Çandır Kalesi'ne doğru giden yol güzergahında Sinap Kalesi yer alır. Bu önemli yol, Sinap'ı konaklama yeri haline getirmiştir. Köşelerinde dört kulesi olan dikdörtgen planlı kalenin duvarları kısmen çökmüş, iç yapısı tamamen yok olmuştur. Dış duvarlarda bosajlı duvar örgü sistemi uygulanırken, iç duvarlar düz kesme taştan yapılmıştır. Kalenin ikinci katında altı adet gözetleme deliği bulunmaktadır.
Mersin'in yaklaşık 20 kilometre kuzeyindeki Soğucak yaylasında yer alan Belenkeşlik Kalesi ise iki katlı ve dikdörtgen planlıdır. Dış duvarları kesme blok taşlarla örülmüş olan kale, üzerine yapıldığı kayalık araziyle bütünleşmiştir. Kapı açıklığının zeminden yukarıda olması, kaldırılabilir ahşap bir düzenek kullanıldığını düşündürmektedir. Sağlam durumdaki kale Orta Çağ dönemine tarihlenmektedir.
Çandır Kalesi ve Çevresindeki Tarihi Yapılar
Mersin'in 40 kilometre kuzeyinde, Çandır Mahallesi'nin kuzeybatısında oldukça yüksek bir platonun zirvesini kaplayan Çandır Kalesi, önemli bir coğrafi konumdadır. İç Anadolu'ya ulaşan iki önemli yol kalenin tam kuzeyinde birleşmektedir. Gezgin Alişhan'a göre Çandır, Bizans kalesi olan Papirion veya Papurion'dur ve İmparator Zeno devrinde en parlak günlerini yaşamıştır. Çevresindeki uçurumlar doğal bir savunma seti oluşturduğu için kule inşa edilmemiştir. Kaleye çıkışı sağlayan 63 basamaklı merdiven güneye doğru 59 basamakla devam etmektedir. Kale içinde kilise kalıntısı, iki katlı yapı kompleksi ve bir adet lahit bulunmuştur.
Çandır Kalesi'nin doğu-güneydoğusunda yer alan ve halk arasında Kızlar Kalesi olarak bilinen yapı, yapılan incelemede aslında bir manastır olarak tanımlanmıştır. Yüksek bir tepenin eteklerindeki burunda kurulan yapının mimari kalıntılarının çok azı ayakta kalmıştır. Ancak üzerinde 18 satırlık Ermenice yazıtın bulunduğu duvar hala sağlamdır. Ulaşımı zor olan bu yere araba ile bir yere kadar gidilebilmekte, geri kalan yol yürüyerek ve dere içine inilerek tamamlanmaktadır.
Mersin'in yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusundaki Hebilli Mahallesi'nde bulunan Hebilli Kalesi ise Ortaçağ dönemine tarihlenir. Komutan Kalah Habellieh tarafından yaptırılan kalenin uzunluğu 20 metre, genişliği 14 metredir. Dışı kesme kalker taş kaplama, içi moloz taşlarla örülmüştür. Tavanı tonozlu, köşeleri yuvarlak kuleli ve iki katlıdır; eteğinde sarnıç ve kilise kalıntısı bulunmaktadır.
Arslanköy Yolu Üzerindeki Kaleler
Gözne'den Arslanköy'e giden yol güzergahında, Güzelyayla Yaylası'na varmadan yolun solunda yer alan Asar (Hisar) Kale, tarihi kaynaklarda rastlanan bir ada sahip değildir. Dışı kalker kesme blok taşlarla örülmüş olan kalenin kuzey kulesi parçalanmış duvarlarla bir kalıntı halindedir. Planından ve taş işçiliğinden Ortaçağ dönemine ait bir yapı olduğu anlaşılan kalede, dönemin kralı Het'um II'ye ait madeni paralar bulunmuştur.
Mersin'in yaklaşık 45 kilometre kuzeyinde yer alan Yavca Mahallesi'nin 10 kilometre güneyindeki Gediği Kalesi ve Manastırı, 2.210 metre yükseklikteki Gediği Dağı'nda konumlanmıştır. Ulaşımı son derece zor olan bu kompleksin, doğu zirvesindeki kalıntılarının manastır kompleksi olduğu sanılmaktadır. Duvar işçiliğinden 6. ve 7. yüzyıllara tarihlenen yapı, askeri bir değerden çok gözetleme ve haberleşme yeri olarak öne çıkar.
Mersin'in 40 kilometre kadar kuzeyinde, Çandır Kalesi'nin 20 kilometre batısındaki Evciler Mahallesi'nde bulunan Evciler Kalesi ise Ortaçağ'daki adı ve tarihçesi bilinmeyen küçük bir garnizon kalesidir. Basit simetrik bir iç avlusu ve iç kulesi vardır; olasılıkla Bizans döneminde yapılmıştır.
Toroslar ilçesi, Yumuktepe Höyüğü'nün Neolitik izlerinden Ortaçağ kalelerinin surlarına uzanan zengin bir tarih katmanını ve Gözne gibi serin yaylalarıyla Mersin'in hem geçmişine hem doğasına açılan bir kapı niteliğindedir. Tarih meraklıları için kaleler arasında bir rota oluşturmak, doğa severler için ise yaylalarda vakit geçirmek, ilçenin sunduğu deneyimlerden yalnızca birkaçıdır.
Kaynak: mersin.ktb.gov.tr
Görsel: Nedim Ardoğa, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı