Soli Pompeiopolis: Mersin'in Antik Liman Kenti
Görsel: Nedim Ardoğa / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Mersin Mezitli'deki Soli-Pompeiopolis, Neolitik'ten Roma'ya uzanan tarihi, sütunlu caddesi ve su altındaki limanıyla keşfedilmeyi bekleyen bir antik kent.
Mersin'in Mezitli ilçesine bağlı Viranşehir mahallesinde, deniz kıyısına yakın geniş bir sit alanında yer alan Soli-Pompeiopolis, antik çağlarda Kilikya olarak bilinen bölgenin tam ortasında konumlanmıştır. Bugün Mersin kent dokusunun içinde kalan bu ören yeri, binlerce yıllık geçmişiyle kentin en önemli arkeolojik hazinelerinden biridir. Antik dönemde Soli, Soloi ve Solipolis gibi adlarla anılan kent, Roma döneminde Pompeiopolis olarak yeniden adlandırılmıştır.
Binlerce Yıllık Geçmiş
Soli'nin tarihi oldukça eskiye uzanır. Arkeolojik bulgular, 9 kilometre kuzeydoğusundaki Yumuktepe höyüğünde MÖ 7000 gibi erken bir tarihte insan varlığına işaret eder. Kentte bilinen ilk Luvi yerleşimleri ve tahkimatları ise MÖ 15. yüzyıla tarihlenir. Bu dönemde Soli aktif bir liman olarak işlev görmüş ve Kizzuwatna Krallığı'nın liman kenti olabileceği düşünülmüştür. MÖ 14.-13. yüzyıllarda bölge Hitit İmparatorluğu'nun kontrolüne girmiş, ele geçen Miken bronzları ve seramikleri Ege ile ticaret yapıldığını göstermiştir.
Bronz Çağı'nın sona ermesiyle birlikte Hitit hegemonyası çökmüş, Soli Deniz Kavimleri'nin saldırısına uğramış olabilir. MÖ 1200 ile MÖ 800 arasındaki karanlık dönemde Anadolu'da kuraklık, kıtlık ve salgın hastalıklar hüküm sürmüş; arkeolojik çalışmalar, bu döneme ait yanmış ve kırılmış çanak çömleklerle dolu bir yıkım katmanını ortaya çıkarmıştır. Bu katmanın ardından insan yerleşiminde bir boşluk yaşanmıştır.
Rodos Kolonisi ve Pers Egemenliği
MÖ 700 ile 690 yılları arasında Akhalar, Rodoslu koloniciler, Fenike, Asur, Kıbrıs ve İyonya denizcileri Soli'de kalıcı bir yerleşim yeniden kurmuştur. Kent, MÖ 700 civarında Rodos'tan gelen Dorlar tarafından kurulmuş ve adını Güneş'ten almıştır; Dorlar Güneş tanrısına taptıkları için bu ismin dini inançla bağlantılı olduğu düşünülür. Rodos ilişkisi sürekli olmamış, kent büyük ölçüde özerk kalarak kısa sürede Anadolu'nun Akdeniz kıyısındaki en işlek limanlarından biri haline gelmiştir.
Pers savaşları sonrasında MÖ 449'da kent Perslere bırakılmış, ancak özerkliği korunmuştur. Kilikya, Büyük Kiros'un hükümdarlığından sonra Ahameniş İmparatorluğu'nun vasal devleti ve satraplığı olmuş, Perslere birçok askeri seferde yardım etmiştir. MÖ 333'te Büyük İskender kenti Makedonya imparatorluğuna katmış, İskender'in ölümünden sonra ise I. Ptolemaios'un kontrolüne geçmiştir. Helenistik Dönem boyunca Soli, kendi parasını basarak ve işlerini yürüterek önemli bir yerel özerklik kazanmış; güçlü donanmasıyla bilinen Selefkî İmparatorluğu döneminde liman olarak gelişimini sürdürmüştür. Ancak MÖ 83'te Ermeni imparatoru II. Tigran kenti yakıp yıkmış ve vatandaşlarını yeni başkenti Tigranakert'e götürmüştür.
Roma Dönemi ve Pompeiopolis
Selefkî İmparatorluğu'nun yıkılmasının ardından Anadolu'nun güney kıyıları korsan barınağına dönüşmüştü. Roma İmparatoru Jül Sezar, hem korsan barınaklarını ortadan kaldırmak hem de rakibi Pompey'i başkentten uzaklaştırmak için büyük bir sefer düzenlemiş; Pompey'e geniş yetkiler veren Gabinian Hukuku'nun çıkarılmasını sağlamıştır. Pompey, bugünkü Mersin ili sahillerinde yaptığı seferde korsan barınaklarını yok etmiş, ancak teslim olan korsanlara anlayışlı davranarak MÖ 64'te Soli'yi affa uğramış korsanların kenti ilan etmiştir. Yıkılmış kenti onartan Pompey, o zamanki geleneğe uyarak kente kendi adını vermiş ve kent bundan sonra Pompeiopolis olarak anılmıştır.
Liman, Roma betonu ile iyileştirilip genişletilmiş; yeni surlar, tiyatro ve hamamlar inşa edilmiştir. MS 130'da Roma İmparatoru Hadrianus, Anadolu gezisi sırasında kenti ziyaret etmiş ve liman caddesi ile limanın yapımı için maddi destek sağlamıştır. Liman, MS 130'da Antoninus Pius'un himayesinde yeniden yenilenmiş ve Roma yönetimi altında gelişmiştir. MS 260'ta Sasani Kralı I. Şapur, Kilikya'yı işgal ederek Soli-Pompeiopolis'i kuşatmış ancak ele geçirememiştir. Kent, MS 300 civarında piskoposluk haline gelmiş ve Bizans döneminde de işlek bir liman olmayı sürdürmüştür. Ancak MS 528'de Büyük Antakya depremi olarak bilinen çok şiddetli bir deprem kenti büyük ölçüde yıkmış; onarım çabalarına rağmen bir yüzyıl sonra Doğu Akdeniz kıyılarının Arap imparatorluğunun eline geçmesi limanın önemini azaltmış ve kent zamanla terk edilmiştir.
Sütunlu Cadde ve Antik Liman
Soli'nin en etkileyici kalıntılarından biri, antik limanla bağlantılı olan sütunlu caddedir. 450 metre uzunluğunda ve 14,5 metre genişliğindeki bu caddede 42 dev sütun ayakta durmaktadır; deprem öncesi toplam sütun sayısının 200 olduğu tahmin edilmektedir. Bu sütunlardan 33'ü Korint tipi başlığa sahiptir. Ayrıca bir hamam ve su kemeri kalıntısı da bulunmaktadır. 2012 yılında yapılan bir çalışmayla caddenin limana açılan güney ağzındaki karşılıklı 7'şer sütun ayağa kaldırılarak yenilenmiştir.
Kentteki belki de en önemli eser, büyük ölçüde su altında kalmış antik liman dalgakıranıdır. Birbirine simetrik iki dalgakıranıyla tipik bir Roma limanı görünümündedir; mendireklerin uzunluğu yaklaşık 320 metre, genişliği ise 23 metredir. Limanın yapımında pozzolana harcı kullanılmış ve son şeklini Hadrianus döneminin ardından MS 143/144'te almıştır. Günümüzde Liparis çayının getirdiği alüvyonlar ve rüzgar erozyonuyla oluşan kumullar nedeniyle liman dolmuş durumdadır. Antik limanı gösteren önemli kaynaklardan biri de MS 143-145 yıllarına tarihlenen Antoninus Pius dönemine ait bronz bir sikkedir.
Kazılar ve Yerel Ünlüler
Ören yerindeki ilk çalışmalar, 1980'li yıllarda Mersin Müze Müdürlüğü gözetiminde gerçekleştirilen kurtarma kazılarıdır. 1999'dan beri Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Remzi Yağcı başkanlığında devam eden kazılar; höyük alanı, liman caddesi, antik liman ve Aratos'un anıt mezarı alanlarında sürdürülmektedir. Topraktan çıkarılan eserler Mersin Müzesi'nde sergilenmektedir. Kentin tarihine ışık tutan önemli bilgiler, 19. yüzyılda kenti ziyaret eden İngiliz Kaptan Francis Beaufort'un 'Karamania' adlı eserinden ve Fransız oryantalist Pierre Trémaux'nun 1863'te yayımladığı 'Exploration Archaeologique en Asie Mineure' adlı eserinden edinilmiştir; her iki eser de kentin planını çıkarmıştır.
Soli, antik dünyanın önemli isimlerine de ev sahipliği yapmıştır. Antik Yunan komedya şairi Philemon, didaktik şair Aratos, stoacı filozoflar Solili Athenodorus ve Hrisippos ile Platon Akademisi filozofu Krantor bu kentte doğmuştur. Ayrıca 'solecism' (dilbilgisi hatası) kelimesi, Atinalıların Soli'de konuşulan Grekçe lehçesini kendi dillerine göre kaba ve kuralsız bulmasından türetilmiştir. Bu kelime, çağdaş Batı toplumlarında hala aynı anlamda kullanılmaktadır.
Soli-Pompeiopolis, hem tarihi hem de arkeolojik zenginlikleriyle Mersin'in keşfedilmeyi bekleyen antik hazinelerinden biridir. Sütunlu caddesi, su altındaki limanı ve binlerce yıllık geçmişiyle ziyaretçilerine eşsiz bir yolculuk sunar.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Nedim Ardoğa, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı