İçeriğe geç
  • Dolar 49,3520 ▲ %0,18
  • Euro 55,3965 ▼ %0,01
  • Sterlin 65,3478 ▼ %0,05
  • Gram Altın 6.622,79 ▲ %1,17
  • Çeyrek Altın 10.701,86 • %0,00
  • Gümüş 95,51 ▲ %1,87
  • Bitcoin 4.043.191 ▼ %1,17
  • BIST 100 12.213,58 ▲ %0,75

Mersin Rehber

Mersin'in Doğal Harikaları: Mağaralar ve Göller

Görsel: Nedim Ardoğa / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

Mersin'in mağaraları ve gölleri, doğa tutkunları için eşsiz bir keşif rotası sunuyor. Astım, Aynalıgöl ve Taşkuyu mağaraları ile Paradeniz lagününü yakından tanıyın.

Mersin, Akdeniz'in turkuaz sularının yanı sıra, doğa harikası mağaraları ve gölleriyle de keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Silifke'den Tarsus'a, Aydıncık'tan Göksu Deltası'na uzanan bu doğal güzellikler, hem bilim insanlarının hem de doğa tutkunlarının ilgisini çekiyor. Binlerce yılda oluşan sarkıt ve dikitler, eşsiz lagün ekosistemleri ve mitolojik hikayelere ev sahipliği yapan bu alanlar, Mersin'in doğal mirasının en değerli parçaları.

Astım Mağarası: Şifalı Havası ve Dilek Ağaçları

Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu Kasabası'ndaki Hasanaliler Mahallesi'nde bulunan Astım Mağarası, 200 metre uzunluğunda ve binlerce yılda oluşmuş sarkıt ve dikitleriyle dikkat çekiyor. Mağaranın havasının astım hastalarına iyi geldiğine inanılıyor; bu nedenle çevresindeki ağaçlara bez bağlanıp dilek dileniyor. Yerli halk tarafından "Dilek Mağarası" olarak da adlandırılan bu doğal oluşum, Cennet ve Cehennem Çökükleri'nin 600 metre kuzeybatısında yer alıyor.

Mağaraya, spiral şeklindeki demir bir merdivenle iniliyor ve derinliği yaklaşık 15 metreyi buluyor. Oluşumu üçüncü jeolojik döneme kadar uzanıyor. Birbiriyle bağlantılı 200 metrelik galerilerde, silis minerali birikimiyle oluşmuş dev sarkıt ve dikitler görülmeye değer. Yazın nem oranı yüzde 85'i bulurken, kışın yüzde 95'e ulaşıyor. Mersin'e yaklaşık 86 kilometre, Silifke'ye ise 23 kilometre uzaklıkta bulunan mağaraya, Mersin-Antalya karayolundan Narlıkuyu kavşağında kuzeye dönülerek ulaşılıyor. Narlıkuyu'dan dolmuş seferleri de mevcut. Aynı bölgedeki Cennet ve Cehennem Mağaraları, bir yeraltı deresinin kimyasal erozyonu sonucu oluşmuş ve içindeki Meryem Ana Kilisesi ile inanç turizmi açısından da önem taşıyor.

Aynalıgöl Mağarası: Buzul Çağı'nın İzleri

Aydıncık ilçesinin 7,5 kilometre güneydoğusunda, Sancak Burnu ile Kurtini Deresi arasında yer alan Gilindire veya Aynalıgöl Mağarası, bir çoban tarafından tesadüfen bulunmuş. Giriş ağzı denize bakan ve önünde küçük bir köy bulunan mağaraya denizden ve karadan ulaşılabiliyor. Toplam 555 metre uzunluğunda, girişe göre 46 metre derinliğinde ve 22 metre yüksekliğinde olan mağara, her türden damlataş oluşumuyla kaplı. Mağarada ayrıca 18-30 metre genişliğinde, 140 metre uzunluğunda ve 5-47 metre derinliğinde büyük bir göl bulunuyor. Girişi deniz seviyesinden 50 metre yüksekte.

Mağaradaki sarkıt ve dikitler, bir hidrolojik rejim değişikliği sonucu su altında kalarak atmosferik değişimlerden etkilenmeden günümüze ulaşmış. Bu oluşumların, küresel iklim değişikliği öncesinde oluştuğu ve bünyelerinde önceki Buzul Çağı'na ilişkin hidrolojik ve atmosferik verileri sakladığı anlaşılmış. Bu özelliğiyle Gilindire Mağarası, Doğu Akdeniz'de yaşanmış son iklim değişikliğine ilişkin tek kayıt noktası olarak kabul ediliyor. 2013 yılında tabiat anıtı olarak tescil edilen mağara, 2021'de tabiat parkı ilan edildi. Mağara, ters "L" harfine benzeyen şekliyle de ilgi çekiyor; toplam uzunluğu 555 metre ve deniz seviyesinin altına inen bölümleriyle benzersiz bir jeolojik yapı sunuyor.

Taşkuyu Mağarası: Efsanelerin ve Damlataşların Buluştuğu Yer

Tarsus ilçesinin yaklaşık 10 kilometre kuzeybatısında, Taşkuyu Köyü'nde bulunan Taşkuyu Mağarası, permo-karbonifer yaşlı mermerler ile miyosen yaşlı kireçtaşlarının dokanağında gelişmiş. Girişi deniz seviyesinden 214 metre yüksekte ve bilinen toplam uzunluğu 470 metre. Mağarada sıcaklık 19.5 °C ile 24 °C arasında, nisbi nem ise yüzde 77 ile yüzde 89 arasında değişiyor. Birbirine bağlı galerilerde sarkıt, dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları, örtü damlataşları ve havuzların etkileyici örnekleri görülebiliyor. Ayrıca Türkiye mağaralarında nadir rastlanan aykırı oluşumlar (eksantrikler) ve mağara incileri de bulunuyor.

Mağaranın yaklaşık 500 metre yakınında, Eshab-ı Kehf efsanesinin yaşandığına inanılan kutsal yer olduğu için galerilere efsanedeki yedi gencin adları verilmiş: Yemliha, Mekselina, Mesina, Mernuş, Debernuş, Sezanuş ve Kafetatayyuş. Galerilerin yüksekliği bazı noktalarda 10 metreye ulaşıyor. Ziyaretçiler mağarada ilerlerken çalan mistik müzik, atmosferi daha da etkileyici kılıyor. 2006 yılında yol çalışmaları sırasında tesadüfen bulunan mağara, Çukurova Kalkınma Ajansı'nın destekleriyle ışıklandırma, yürüyüş yolu, korkuluklar ve kamera sistemi eklenerek 26 Aralık 2014 tarihinde turizme kazandırılmış. Mağaranın, 2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne aday gösterilen 'St. Paul Kilisesi, Kuyusu ve Tarihi Çevresi' belgesine de eklendiği bildiriliyor.

Paradeniz Lagünü: Kuş Cenneti ve Dalyan Balıkçılığı

Göksu Deltası'nda, Silifke ilçesi sınırlarında yer alan Paradeniz, deltadaki dört lagün gölünden biri. Göksu Nehri'nin Akdeniz'e döküldüğü alanın hemen batısında konumlanan gölün suları hafif tuzlu; tuzluluk oranı yüzde 0,20-0,30 civarında. Kuzeydoğusunda Arkum, kuzeyinde Kurtuluş mahalleleri, batısında ise deltanın diğer büyük gölü olan Akgöl yer alıyor. Akgöl, balıkçıların açtığı kanalla Paradeniz'e bağlanıyor. Lagünü Akdeniz'den ayıran kumul sırtlarında iki deniz kaplumbağası türü (Caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağası) yumurtluyor. Paradeniz ile Akgöl arasında Kuğu Gölü, doğusunda ise oldukça tuzlu olan Arapalanı Gölü bulunuyor.

Göl, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanıyor; doğu kıyısı Akdeniz sahiline yaklaşık 50 metre uzaklıkta ve kıyıya paralel. Kuzeydoğu köşesinde dar bir kanalla Akdeniz'e bağlanıyor. Alüvyon taşınması nedeniyle göl sığlaşmaya devam ediyor. Göksu Deltası, su kuşları için önemli bir üreme ve kışlama alanı; lagün çevresinde 302 kuş türü tespit edilmiş. Gölün denize bağlantısını sağlayan dar kanal kontrol altına alınarak dalyan balıkçılığı yapılıyor; mavi yengeç avı da önemli. Gölde kefal türleri, sazan, levrek, yılan balığı ve çipura avlanıyor; deniz levreği, çipura, sivriburun karagöz, sinagrit, melanurya, çizgili mercan ve sarıgöz gibi türler yaşıyor. Akgöl ile Paradeniz'in yer aldığı alan yaban hayatı koruma sahası. 1994'te Paradeniz'i de kapsayan 15.000 hektarlık alan Ramsar alanı, 1996'da ise I. derece doğal sit alanı ilan edilmiş.

Mersin'in bu doğal güzellikleri, hem doğa severler hem de tarih meraklıları için unutulmaz bir deneyim sunuyor. Mağaraların büyüleyici atmosferi, göllerin huzur veren manzarası ve zengin biyolojik çeşitliliği, bölgenin keşfedilmeyi bekleyen değerleri arasında. Bu eşsiz doğa harikalarını görmek için Mersin'i ziyaret etmek, Akdeniz'in bu şirin köşesinin gizli kalmış güzelliklerini ortaya çıkaracaktır.

Kaynak: tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Nedim Ardoğa, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…