Mersin Akdeniz İlçesi: Limanın ve Tarihin Buluştuğu Merkez
Görsel: Nedim Ardoğa / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Mersin'in en büyük ilçesi Akdeniz; limanı, tarihi yapıları ve höyükleriyle kentin ticaret ve kültür merkezi.
Mersin'in kalbi sayılan Akdeniz İlçesi, 2008 yılında kurulan ilçe teşkilatıyla bugünkü kimliğine kavuştu. 2018 yılı sonu itibarıyla 266.618 kişilik nüfusuyla kentin en büyük ilçesi olan Akdeniz, Mersin Limanı'na ev sahipliği yapmasıyla ticaretin ve ulaşımın odak noktasında yer alıyor. Havayolu bağlantısı Adana Havaalanı üzerinden 69 kilometrelik bir mesafeyle sağlanırken, demiryolu ve Türkiye'nin her noktasına otobüs seferleriyle kara ulaşımında da önemli bir kavşak. Mersin Limanı'ndan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne feribot, Taşucu Limanı'ndan da deniz otobüsü seferleri düzenleniyor.
Atatürk Evi ve Müzesi
Akdeniz'in en özel yapılarından biri, Atatürk Caddesi üzerinde, kentin odak noktasında yükselen Atatürk Evi ve Müzesi. 1897'de dönemin Almanya konsolosu Bay Chrytman'ın (Kristman), Mersinli tüccar Mavromati'nin kızıyla evliliği nedeniyle konut olarak yaptırılan yapı, Kristman Konağı olarak biliniyor. Mimarı bilinmeyen bina, dıştan düzgün kesme taş dokusu ve iki katlı kübik etkisiyle neo klasik anlayışın izlerini taşıyor; sivil mimarinin sadelikle görkemi birleştiren en iyi örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Bahçesinde olduğu bilinen hamam ise günümüze ulaşmamış.
Yapının hikâyesi, 1972'de Nebil Hayfavi tarafından satın alınmasıyla yeni bir sayfa açıyor. 1976'ya kadar Toros Koleji olarak hizmet veren ev, aynı yıl belediye encümeninin kararıyla 'Atatürk Evi' adını alıyor. 1980'de kamulaştırılan bina, 1982'de Kültür Bakanlığı'nın mülkiyetine geçiyor ve 12 Ekim 1992'de 'Atatürk Evi ve Müzesi' olarak ziyarete açılıyor. Müzenin alt katı, 'Fotoğraflarla ve Belgelerle Atatürk Müzesi' olarak düzenlenmiş; burada Atatürk'ün Mersin ziyaretlerinde çekilen fotoğrafları ve Anıt Kabir Müzesi'nden getirilen 22 adet kişisel eşyası sergileniyor. Eşyaların bir kısmı Tarsus'lu Mehmet ve Belkız Akçora ailesi ile Taki Aleksioğlu'nun bağışı, Atatürk'ün kahve içtiği fincan ise Erdal Akalın'ın armağanı. Üst katta, etnoğrafik değerlerin yer aldığı salona açılan 7 odadan ikisi yatak odası, biri çalışma odası, dördü oturma odası olarak tasarlanmış. Girişte ise Kuvay-i Milliye köşesi oluşturulmuş. Müze, pazar ve pazartesi günleri ile dini bayramların ilk günü öğlene kadar kapalı; diğer günlerde mesai saatleri içinde gezilebiliyor.
Tırmıl Höyük ve Anchiale Antik Kenti
Akdeniz'in tarihi dokusu, ilçe merkezinin 3 kilometre kuzeydoğusunda, Yeni Hal kompleksi yakınındaki Tırmıl Höyük ile başlıyor. Yüzeyinde çanak çömlek parçalarının rahatça görülebildiği Tırmıl Tepe'nin üzerinde küçük bir garnizon kalesi yer alıyor. Kuzeydoğudaki Yaka Kalesi ile bakışımlı olan bu kalenin kuzeydoğu köşesindeki yuvarlak kule, mazgallı siperlere kadar yükseliyor; kuzeybatıdaki kule ise 2 metre yüksekliğe kadar korunmuş. Kulelerin taş işçiliği, Yaka, Kütüklü ve Tece Kaleleri ile benzerlik gösterirken, duvarcı işçiliği Silifke Kalesi'ni anımsatıyor. Orta Çağ metinlerinde bu kaleyle ilgili bir kayda rastlanmamış olması, yapının gizemini artırıyor.
Mersin'in hemen doğusundaki Anchiale (Karaduvar) Ören Yeri ise çok daha eski bir geçmişe uzanıyor. Strabon, Aristobulos'u kaynak göstererek Asur Kralı Sardanapal'ın Tarsus ile birlikte Anchiale'yi bir günde inşa ettiğini aktarıyor. Sardanapal'ın mezarının burada olduğu ve sağ elinin parmaklarını şaklatır durumda bir taş heykelinin bulunduğu söyleniyor. Asur dilinde yazılmış kitabede, 'Anakyndarakses oğlu Sardanapal, Anchiale'yi ve Tarsos'u bir günde kurdu. Ye, iç, neşelen, çünkü diğer şeyler bunlar kadar değerli değildir' yazıyor. İ.Ö. 333'te Büyük İskender, Pers Kralı Darius III ile yaptığı Issos Savaşı'na giderken bu kıyı kentini almış. Ören yerinde su kemerleri, yapı kalıntıları, höyük ve Romalılardan kalma mozaikli bir hamam kalıntısı bulunuyor; Camili Köyü yakınındaki İçme'nin kükürtlü suyunun bu hamama akıtıldığı belirtiliyor.
Dikilitaş ve Anıtsal Yapılar
Akdeniz'in simgelerinden biri de Mersin'in 12 kilometre kuzeydoğusunda, Dikilitaş Mahallesi'nin güneyinde yükselen 15 metre yüksekliğindeki anıt. Konglomera taşından yapılan ve 4 metre genişliğinde, 2 metre kalınlığında olan bu dikilitaş, Pompeiopolis'ten Tarsus'a giden eski Roma yolu üzerinde yer alıyor. İ.Ö. 7. yüzyılda Yunanlıları yenen Asur Kralı Sanherip'in zafer anıtı olduğu sanılıyor. Dikilitaş'ın bir de söylencesi var: Tarsus ve Silifke'deki iki kavim, aralarındaki kan davasını bitirmek için kız alıp vermeye karar verirler. Tarsus'lu bir ailenin kızı, Silifke'den bir ailenin oğluna verilir. Bayram günü genç, nişanlısına hediye götürmek için Silifke'ye gider ama on beş gün dönmez; meğer dünür evinde ölmüştür. Kızın babası gerçeği söylemek için yola çıkar ve Dikilitaş'ın olduğu yerde karşılaşırlar. Delikanlının babası, '16 yaşında bir oğlum vardı ham tıraş, bileydim bu dünyada ölüm var, koymazdım taş üstünde taş' der ve oradaki taşı hızla kaldırır; o taş öylece kalır.
Kentin eski mahallelerindeki anıtsal yapıların neredeyse tamamı 19. yüzyıl eseri. Bezm-i Alem Valide Sultan Çeşmesi, Osmanlı döneminde Mersin'in yeniden kent olmasında rol oynayan Valide Sultan'ın adına, 1861'de Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmış; Eski Cami'nin köşesindeki bu çeşme, kentin en eski İslami yapısı olma özelliğini taşıyor. Eski Cami ise 1870'te Bezm-i Alem Valide Sultan adına inşa edilmiş; dikdörtgen planlı, ahşap beşik çatılı ve tek minareli cami, 1901'de onarım görmüş, 2008'de yeniden restore edilmiş. Müftü Camisi, 1884'te Müftü Emin Efendi tarafından cami ve medrese olarak yaptırılmış; barok tarzı süslemeleri ve tuğralı mihrabıyla dikkat çekiyor. Avniye Camisi ise ahşap minaresi nedeniyle Tahtalı Cami olarak biliniyor ve 1898'de inşa edilmiş.
Kiliseler ve Hamamlar
Akdeniz'in çok kültürlü yapısı, ibadethanelerinde de kendini gösteriyor. Latin Katolik Kilisesi, Sultan Abdülmecit'in 1853'te verdiği bir fermana dayanılarak inşa edilmiş ve yönetimi Capucins Rahiplerine verilmiş. Uray Caddesi üzerindeki saat kuleli kompleks, diğer birimleriyle 1898'de tamamlanmış; kesme kireç taşından avlulu anıtsal yapı, Mersin ve yöresindeki Katolik cemaat için ibadete açık. Arap Ortodoks Kilisesi ise Atatürk Caddesi'nde, Cumhuriyet Meydanı'nda bulunuyor; 1878'de yapılan bu kilise, ayakta kalan en eski kilise olarak hâlâ ibadete açık.
Liman kentlerinin vazgeçilmez yapılarından hamamlar da Akdeniz'de 19. yüzyılda Mersin hızla gelişirken inşa edilmiş. Kiremithane Mahallesi'ndeki Hadra Hamamı 1903'te, Hastane Caddesi yakınındaki Küçük Hamam ve merkezdeki çarşı içinde bulunan Büyük Hamam da aynı dönemde yapılmış. Ne var ki bu eski hamamların hiçbiri bugün faal değil; ancak geçmişin izlerini taşıyan bu yapılar, ilçenin tarihine tanıklık etmeye devam ediyor.
Akdeniz, limanının canlılığı, tarihi höyükleri, anıtsal yapıları ve çok kültürlü mirasıyla Mersin'in hem ticaret hem de kültür merkezi olma özelliğini sürdürüyor. Kentin en büyük ilçesi olarak, geçmişten bugüne uzanan zengin bir hikâyeyi ziyaretçilerine sunuyor.
Kaynak: mersin.ktb.gov.tr
Görsel: Nedim Ardoğa, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı