Göksu Vadisi'nin Tarihi: Silifke ve Çevresinde Antik Uygarlıklar
Görsel: Avniyazici / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Göksu Irmağı'nın çevrelediği Silifke, İon kolonisinden Seleukia'ya, Roma'dan Osmanlı'ya uzanan zengin bir tarihe ev sahipliği yapıyor.
Göksu Irmağı'nın Akdeniz'e kavuştuğu noktada kurulan Silifke, binlerce yıllık geçmişiyle Mersin'in en köklü yerleşimlerinden biri. Toros Dağları'nın eteğinde, ırmağın iki yakasına yayılan ilçe; doğuda Erdemli, batıda Mut ve Gülnar, kuzeyde Karaman, güneyde ise Akdeniz ile çevrili. Mersin'i İç Anadolu'ya bağlayan yolların kavşağında yer alması, bu toprakları tarih boyunca önemli bir geçiş ve yerleşim noktası hâline getirmiş.
İlk Çağlardan Seleukia'nın Kuruluşuna
Yörenin bilinen ilk sakinleri arasında İonlar yer alır. İ.Ö. VII. yüzyılda bugünkü Taşucu'nun bulunduğu sahilde Holmi adında bir koloni kuran İonlar, korsanların sürekli baskınları nedeniyle burada tutunamadı. İ.Ö. IV. yüzyıldan itibaren zayıflayan Holmi, Büyük İskender'in komutanlarından ve Suriye Krallığı'nın kurucusu Selefkos Nikator'un (İ.Ö. 312-281) dikkatini çekti. Nikator, Holmi'yi kolayca ele geçirdi ve halkını kıyıdan 12 kilometre içeriye, bugünkü Silifke'nin bulunduğu yere taşıyarak Selefkos'un Şehri anlamına gelen Seleukia kentini İ.Ö. 300'de kurdu. Bu kent, Nikator'un kendi adına kurduğu dokuz şehirden biri olup günümüze kadar varlığını sürdürebilen tek Seleukia'dır.
Seleukia, Helenistik dönemde Seleukoslar ile Ptolemaios (Mısır) krallıkları arasında sık sık el değiştirdi. İ.Ö. I. yüzyılda Roma yönetimine giren kent, kale eteklerinden ovaya doğru genişledi. İmparator Diocletianus (İ.S. 284-305) döneminde kurulan ve 39 kenti kapsayan İsauria eyaletinin başkenti oldu. Roma İmparatorluğu'nun 395'te ikiye bölünmesiyle Bizans topraklarına katılan Seleukia, Aya Tekla'nın varlığı sayesinde Hıristiyanlık için önemli bir hac merkezine dönüştü.
Bizans'tan Osmanlı'ya Uzanan Yol
Bizanslıların ardından 13. yüzyılda Selçukluların, 14. yüzyılda Karamanoğulları'nın egemenliğine giren kent, 1471'de Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Seleukia olan adı zamanla halk ağzında değişime uğrayarak Silifke'ye dönüştü. Osmanlı döneminde kimi zaman sancak, kimi zaman vilayet merkezi olarak yönetilen Silifke, Kurtuluş Savaşı'nın ardından 1924-1933 yılları arasında İçel ilinin merkezi oldu. 1933'ten sonra ise Mersin ile birleştirilen İçel ilinin bir ilçesi hâline getirildi.
Göksu Nehri ve Deltanın Doğal Mirası
Silifke'yi ikiye bölen Göksu Irmağı, antik çağlarda Kalýkadnos adıyla biliniyordu. Strabon, Ptolemaios ve Plinius gibi antik coğrafyacıların söz ettiği nehir, Orta Çağ'da Haçlılar ve Bizanslılar tarafından Saleph olarak anıldı. Kutsal Roma İmparatoru Friedrich I. Barbarossa, 1190'da Üçüncü Haçlı Seferi sırasında bu nehri geçerken boğularak öldü. Onun anısına 1971'de Alman Büyükelçiliği tarafından Silifke-Konya kara yolunun 9. kilometresinde bir anıt dikildi.
Göksu'nun denize ulaştığı delta, Akgöl ve Paradeniz lagünlerini içine alan eşsiz bir sulak alan. Türkiye'deki 450 kuş türünden 334'üne ev sahipliği yapan delta; dünya çapında yok olma tehlikesi altındaki 24 kuş türünün 12'sine yaşama ve üreme imkânı sunuyor. Saz horozu, yaz ördeği, tepeli pelikan ve ala kaz gibi türler bölgenin simgesi hâline gelmiş. Ayrıca nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağaları Caretta caretta ve Chelonia mydas'ın en önemli üreme alanlarından biri olan deltada, Akdeniz keşiş foku ve mavi yengeç de yaşıyor. 441 bitki türünün tespit edildiği deltada 8 endemik tür bulunuyor.
Bu zenginlik, Göksu Deltası'nı 1990'da Özel Çevre Koruma Bölgesi, 1994'te Ramsar Listesi'ne alınan uluslararası koruma altına giren bir alan ve 1996'da Birinci Derece Doğal Sit ilan edilen bir doğa harikası yapmış.
Mübadele ve Cumhuriyet Dönemi İzleri
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Silifke, nüfus mübadelesine sahne oldu. Atatürk, Silifke'deki Gazi Çiftliği'ni Yunanistan'dan gelen mübadillere paylaştırdı. Silifkeli Rumlar ise Yunanistan'da bugün Tesprotya iline bağlı Nea Selefkia (Yeni Silifke) kasabasına yerleştirildi. Kentteki Rumların lideri Yusufaki Tiryakidis, Ermenilerin lideri ise Hacı Manolyan'dı. Silifkeli Ermeniler, Bucaklı Mahallesi'nde yoğun bir cemaat olarak yaşıyor; Dilek Kayası mevkiinde kiliseleri bulunuyordu. Kurtuluş Savaşı sırasındaki sokak çatışmalarının ardından Kıbrıs üzerinden Lübnan'a gittiler. Daha sonraki yıllarda Girit, Selanik ve Kıbrıs göçmenleri kente yerleşti. Günümüzde Silifke'nin Toroslar'daki köylerinde Türkmen Yörük nüfusu, kent merkezinde ise Abdal ve Tahtacı mahalleleri yaşıyor.
Silifke'yi Gezerken
Atatürk, Silifke'ye dört kez gelerek bu kente olan ilgisini göstermiş. İlk ziyaretinde, 27 Ocak 1925'te geceyi geçirdiği ev bugün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açık. Ulu Önder'in kullandığı eşyaların sergilendiği bu ev, kentin tarihine tanıklık eden önemli bir durak. Silifke'yi gezerken, Roma döneminden kalma kaya mezarları ve anıtsal yapıların izlerini sürebilir; Göksu Deltası'nda kuş gözlemi yapabilir ya da nehir boyunca doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Binlerce yıllık geçmişiyle Silifke, hem tarih hem doğa meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine.
Göksu Vadisi'nin bu kadim kenti, antik çağlardan günümüze uzanan hikâyesiyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Kaynak: mersin.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org, tr.wikipedia.org
Görsel: Avniyazici, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı